Uzun ve güzel kirpiklerinden tuttuğum gibi - kimsecikler göremesin diye Tanrı'nın hatırası bu bir çift yıldızı- avuçlarımın içine sakladım.
Ve sanki avuç içlerim, parlak, yıldızlı bir gecenin ta kendisi olmuştu! ...
Takılı kaldı gözlerim saatin tik taklarında.
Zaman geçmeyi bilmiyor ki;
Sanki o en kötü karakteri bu piyesin,
Bir o kadar da erdemli; bildiklerini piyasa etmeyecek kadar.
Sana şimdi dokunabilmeyi ne kadar isterdim halbuki!
Dudaklarından ılık ılık aşkın şarabını içmek...
Kollarının arasına bir çocuk gibi sıvışı
Ve inleyişlerimizin masum olduğuna dair, kutsal kitaplar üzerine bin kere yemin etmek!
Hayallerin gölgesi bile bu denli estetik ve huzur vericiyse,
Kim bilir!
Seninle tohumlanan gerçek bir aşkın kendisi... Kim bilir?!
Fakat umutlanmamalı insan, hakikat gözlerinin önünde çırılçı
Ve çirkin bir bedeni varsa!
Unutmalıyım seni.
Aynı sözleri senden işitmemişken kulaklarım,
Yüreğim nesine güvenip eline bir içki şişesi alarak aşkını itiraf ediyor ki?!
Aşk ya bu.
Umut filizlendiriyor en umutsuz zamanlarında insanın.
Trajik bir tiyatro oyununda kahkahalara boğulan seyirciler karşısında,
Yanakları kızaran bir yazarın utanç verici hali gibi.
Onun da hala umudu vardır ya!
Elbet bir gün ağlayacaklarının...
Ama şimdi utanmalı! onlar güldüğü için.
Sevmeyecek olsan da beni,
Kutsallık taşıyan o biçimli dudaklarını,
Değdirip günahkar dudakların boynuna,
Vaftiz etme onları!
Cehennem, senin aşk'sızlığından daha az keder taşır küllerinde..
HANDE KARATAŞ ♥ ♥










--
Never let anyone tell you how to live your life
Previous Page12345Next Page